5.12.10

Muğlak Bir Kitleyi Duyma Denemesi

Merhaba. Gün geçmiyor ki, internet dediğimiz enformasyon çöplüğünden kaptığımız yarım yamalak, temelsiz, tonlarca zırva daha zihnimizin köşelerinde yer edinmesin. Zamanla insan alışıyor ama yine de belirtmeliyim ki, kulaktan dolma onca saçmalığın maksatlı şekilde aktarıldığı, birçoğumuzun aptal reflekslerinin iletken bir güç haline evriltilmek suretiyle sömürüye tâbi tutulduğumuz -büyük oranda- bir çöplükten ibaret burası. Her birimize çocukluğumuzdan bu yana sistemin dört koldan dayattığı eylemler “alışkanlık” halini almış durumda. Sömürünün ayırdına varılamaması adına ortaya konan birçok metot gündemde. Türlü aygıtları vasıtasıyla, farkındalık kazanılmasının önüne geçerek kendini “eğlence” yoluyla pazarlayan; propagandasını da aynen böyle yürüten bir olgudan söz ediyorum. Her gün ama her gün, birilerini bilinçlendirmeye yaradığına emin olduğumuz alışkanlıklarımızı ortaya koyduğumuz esnada bile, hiçbir kaybımız olmadığı için -ve belki de tam bu yüzden çekici gelen- mantıklı addettiğimiz birtakım sanal etkinliklerde bulunuyoruz. Durumun vahametine dair en ufak bir kuşku duyduğumuz noktada, farkına varabildiğimiz ölçüde, bir şeyleri sahiden değiştirmeye asıl noktadan, yani kendimizden başlamış olacağız.

Dikkat! Bu notu okumaya başlayıp da buraya kadar okuduklarında pek de bir numara göremeyen okumayı bırakabilir, zaten bu konu bitti, aşağıda büyük oranda alakasız bir konudan söz edeceğim.

***

Aslında bu nota başlarken aklımda başka bir şeyden söz etmek vardı. Küçük burjuva olmanın doğası gereği, birçoğumuzda beliren kronik bir hastalık var. Vakti zamanında sarf edildiğinde, taşıdığı mana bir yana, ödemesi cesaret isteyen büyük bedelleri de beraberinde getiren birtakım özlü sözleri yahut sloganları bugün görüp, anlık da olsa etkilenip bir anlık beliren gaza gelme durumu; ve birkaç dakikanın ardından balık hafızamıza, kaybolan şevkimize yenik düşerek, kendi yağında kavrulan vasat yaşamlarımıza tıpış tıpış geri dönmeyle son buluş… Binlerce kez yaşadığımız ve kendiliğinden son bulacağını sanmayı sürdürürsek daha milyonlarca kez yaşayacağımız bu duruma bir tanı koyma gerekliliği olduğu muhakkak.

***

Şimdi, eğer yazdıklarımdan en ufak bir mana çıkarabiliyorsan... Önce mutfağa gidip bir bardak su içmeni, sonra da “dış” ile tüm irtibatı kesip “iç”e dönerek beş dakika kadar düşünmeni istiyorum bunu. Ya da boş ver, ne düşüneceksin. Beş dakika düşünmekle falan olmaz bu iş. Farklı yöntemler var, kişiden kişiye değişen ama nihayetinde aynı yolda birleşen. Biraz uğraşırsan bulursun diye umuyorum.
Yine gelemedim asıl söz etmek istediğim konuya, ama neyse, ona da bir dahaki notlarda gelirim artık.

Kolaylıklar,
Sinan

Hiç yorum yok: