24.10.10

Bu Muameleyi Hak Etmemesine Rağmen Kendisine Uzun Süre Başlık Bulunamamış Yazı

Ben bu yazıyı senin için, sana yazdım.

Çünkü;

Kabahatin kimde olduğunun önemi yok, istenmeyen koşulların bizi bu noktaya getirdiğini görmemiz gerek. Sen, ben ya da ötede duran, yüzü belirsiz adam... İtiraf edemesek de, mazoşist, arabesk bir haz almaya çabaladığımız ayrılığımız, doğru zamanda, doğru yerde, makul koşullarda karşılaşamadığımızdandır. Dışarıdaki hayat... Serseri kurşunların kimselere hissettirilmeden rastgele sıkıldığı büyük bir savaşı andırıyor. O ki, en büyük başarısı hislerimizi -çocuğun elinden şeker alır gibi- bizlerden alıp, anlık zihinsel hazlar veren işbu datalara ikimiz de dahil tüm cümle alemi mahkum etmek olan çılgın bir oyun adeta... Denizin dibinde irtibat kurmaya çabalarken yaşanan çaresizlik gibi, bir gün yüzeydeki nefesimiz de bitince, sözlerimiz ardımızda kalıp belki bizi yaşatacak, belki tarihin ağırlığının altında ezilip yok olacak. Yine de olayın bütünlüğünü kavramalısın: Biz, hepimiz, adeta su altında anlaşmaya çalışan iki insan gibi, umutsuzuz. Bazı bazı anlaştığımız, iletiştiğimiz hissine kapılsak da yanılırız. Hepsi birtakım kurallara, işleyişlere bağlı bir yanılsamanın parçası. Yine de söylemeliyim: Sende eşsiz bir tılsım var. Uzun vadede -tıpkı diğer her şey gibi- işe yaramayacağından kesinkes emin olsam da, bence bunu kullanmalısın. O zaman belki gözden geçirirsin onların koyduğu aptal kurallardan kaçmak isterken yakalandığın, tutarsız alınganlıklarının müsebbibi, ne idüğü belirsiz ilkelere daha fazla sarılmayı.

Bilmelisin ki, sana bunları ben değil, içimde biriken, hislerden yoksun acı hatıralar anlatıyor. Öyle ki, son zamanlarda korkuyu bile unutur, hiçbir şey hissedemez, dilendiremez haldeyim. Zaman zaman aklımıza gelip yüreğimize bir anda bıçak gibi saplanan, o sessiz hatıralardan söz ediyorum. Boşver. Oyna, işini yap ve bırak.

Belki dalga geçmenin nötrleştirici boyutunu kavrayabilirsin. Yine de asla unutma; hiçbir şey bu denli basit değil, hatta dalga geçmek bile. Unutma ki, iplerinin kontrolünün sende olduğunu kanıtlayıp onlara nanik yapman hiçbir şeyi çözmeye yetmeyecek. Hoş, öyle bir iddian olmadığını da biliyorum pekala. Bunlar üzerine hiç müşterek halde kafa yormadık, diğerleri mevzubahis olduğunda ise hiç değilse anlaşabildiğimizi umduk.

Işığın ebediyen söneceği o huzurlu ana dek, dilediğin gibi yaşamakta özgürsün. Ben, her şeye rağmen, göremediğimiz uzak diyarlarda yaşama kavgası verenlere aşıladığı umudu hissettiğim, belki de hissetmeyi, görmelerini umduğum birtakım 'şeyleri' sürdürmem gerektiğine inanıyorum. Gerçekte inanacak hiçbir şeyim olmadığının ayırdına varıp kafayı sıyırmaya ramak kala yaşama ancak tutunabildiğim için de olsa, bu beni uyuşturuyor. İhtiyacım olan yegane şeyin uyuşturulmak olduğunu, aksi takdirde etrafımdaki her şeyle birlikte havaya uçup yok olma potansiyeli taşıdığımı biliyorsun.

Yollarımızın kesişme olasılığının, birbirine paralel çizilmiş iki doğrununki kadar olduğu gerçeğinin son derece ayırdındayım; fakat bir gün, özgürlüğün bilinmezliğini birlikte ya da teker teker aşarak zaferimizi ilan ettiğimiz bir dünyaya uyanmayı senin de en az benim kadar arzuladığını biliyorum. Kim bilir, belki bir gün, birbiriyle asla buluşamayacak paralel iki doğrudan ziyade, ileride, yolun bir noktasında birbirine kenetlenecek raylar gibi umutla dolarız. İşte yalnız bu umudun verdiği takatle;

Ben bu yazıyı senin için, sana yazdım.

OtoBug'da yayımlandı.

3 yorum:

mgntwmn dedi ki...

okuyanı da yamultur bu yalnız.

Adsız dedi ki...

belki! bir dosttan haber bekliyordum

müsaadenle :) ben bu yazıyı üstüme aldım, teşekkürler dost
tanışız giz bir yerden ya
neyse :)

tiramisuu dedi ki...

Fazla ki bu.